1. Haberler
  2. Gündem
  3. HER GÜN BİRİNİ KAYBEDİYORUZ…

HER GÜN BİRİNİ KAYBEDİYORUZ…

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Sağlık camiasında artık takvimin yaprakları değil, canlar eksiliyor. Her yeni güne, bir sağlık çalışanının darbedildiği, tehdit edildiği, hakarete uğradığı bir haberle uyanıyoruz. Sanki olağanmış gibi… Sanki mesleğin bir parçasıymış gibi… Sanki sağlık çalışanları bu toplumun evladı, kardeşi, annesi, babası değilmiş gibi…

Oysa bu insanlar, gecenin bir yarısı titreyen bir bebeğin ateşini düşürmek için uykusuz kalan; bir annenin, bir babanın, bir yaşlının nefesi olabilmek için kendi hayatını ikinci plana atan insanlar.
Ama tüm fedakârlıklarına rağmen, karşılaştıkları “teşekkür” çoğu zaman yumruk, tehdit, hakaret, bıçak, kurşun…

Düşünün…
Bir ASM’de tek başına kalan bir hemşire, kapıyı yumruklayarak içeri giren bir hasta yakınıyla göz göze geliyor.
Bir acil servis hekimi, dakikalarca kalp masajı yaptığı hastayı kaybettikten sonra öfkeli bir grubun ortasında kalıyor.
Bir ebe, aşı reddi nedeniyle suçlanan, çocuğa zarar vermekle itham edilen bir gün daha geçiriyor.
Bir teknisyen, bir ambulans çalışanı, ölümle yaşam arasında mekik dokurken, bir anlık öfkenin hedefi oluyor.

Ve biz hâlâ sağlıkta şiddeti “kader” gibi anlatıyoruz.
Sanki engellenemez bir depremmiş gibi…
Sanki bu ülkede yasalar yokmuş, tedbir yokmuş, irade yokmuş gibi…

Şiddete uğrayan sağlık çalışanı, ertesi gün yine işine gidiyor. Çünkü mesleği sadece bir iş değil; bir vicdan, bir sorumluluk, bir yemin…
Ama soruyorum:
Vicdanı olan bir toplum, kendi şifası için çabalayana bunu yapar mı?

Bugün bir hemşirenin morarmış gözüne bakarken aslında toplumun vicdanı morarıyor.
Bugün bir hekimin kırılan kolu, aslında kırılan güvenimizin yansıması.
Bugün bir sağlık çalışanının yaşadığı travma, hepimizin geleceğine düşen bir gölge…

Bu şiddet sadece çalışanı değil, hizmeti de öldürüyor.
Yarın bir gün kapılarda uzun kuyruklar olduğunda şaşırmayın.
Yarın bir gün kimse bu mesleği tercih etmek istemediğinde, “Neden doktor bulamıyoruz? Neden Hemşire bulamıyoruz?” diye sormayın.
Çünkü cevap çok basit:
Biz, bize sağlık verenleri koruyamadık.

Buradan yetkililere sesleniyorum:
Sadece kınamayın.
Sadece “takipçisiyiz” demeyin.
Bu çığlık artık duyulmak değil, durdurulmak istiyor.

Kesin, net, caydırıcı, tavizsiz yasalar gerekiyor.
ASM’lerde, hastanelerde güvenlik görevlileri gerekiyor.
Panik butonları değil, caydırıcı adımlar gerekiyor.
Tutuksuz yargılamalar değil, gerçek adalet gerekiyor.

Ve buradan topluma sesleniyorum:
Sağlık çalışanı sizin düşmanınız değil.
Sizin ailenizin sağlığı için orada.
Başka hiçbir meslek grubu için “Bugün dayak yer miyim?” diye işe gidilmez.
Ama sağlık çalışanları maalesef her gün bu soruyla çıkıyor evinden.

Artık yeter!
Şiddet haberleri sıradanlaştıkça, hepimiz sıradanlaşıyoruz.
Toplum, kendi şifası için çırpınanlara sahip çıkmadığı sürece, kimse bu yarayı saramaz.

Bir gün herkes bir sağlık çalışanına ihtiyaç duyar.
İşte o gün geldiğinde, karşıdaki gözlerde korku değil, güven görmek istiyorsak,
Bugün bu şiddeti durdurmak zorundayız.

Çünkü bu sadece sağlık çalışanlarının değil, bir ülkenin onur mücadelesidir.

  1. Oğuzhan Batçık

HER GÜN BİRİNİ KAYBEDİYORUZ…
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Sağlık Personeli Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

Bizi Takip Edin