Sağlık hizmetlerinde hasta mahremiyeti ve mesleki ciddiyet esasken, kamu hastanelerinin koridorları ve ameliyathaneleri son günlerde sosyal medya platformları için “içerik üretilen” alanlara dönüşmeye başladı. Konya Selçuk Üniversitesi Hastanesi’nde görevli bir intörn doktorun, insan hayatının kurtarıldığı ameliyathane ortamını sosyal medya mizahına alet etmesi, tıp etiği ve kamu personeli disiplini bağlamında ciddi tartışmaları beraberinde getirdi. Kamuda “beğeni” ve “etkileşim” kaygısının, devlet ciddiyetinin önüne geçip geçmediği sorusu, sağlık camiasında ve kamuoyunda yüksek sesle soruluyor.
Başlıklar
Ciddiyetin Merkezi Ameliyathanede “Influencer” Yaklaşımı
Tıbbi müdahalelerin merkez üssü olan ameliyathaneler; enfeksiyon kontrolünün, hijyenin ve hasta mahremiyetinin tavizsiz uygulandığı kritik alanlardır. Ancak Konya Selçuk Üniversitesi Hastanesi’nde görev yapan intörn doktor N.E.’nin kişisel sosyal medya hesabından paylaştığı bir videoda, cerrahi aydınlatma sistemini “influencer ışığı” olarak tanımlaması büyük tepki topladı. Doğrudan insan yaşamına dokunulan, yüksek konsantrasyon gerektiren bu steril ortamın, kişisel görünürlük ve popülarite aracı olarak sunulması; sağlık profesyonelliği ile bağdaşmayan, hasta güvenini derinden sarsan bir tutum olarak değerlendiriliyor.
Usta-Çırak İlişkisi ve İş Barışı Zedeleniyor
Söz konusu intörn hekimin içerikleri yalnızca fiziki çalışma ortamıyla sınırlı kalmadı. Bir başka paylaşımda, klinikteki kıdemli personelle ve uzman hekimlerle kurulan iletişim süreçlerinin alaycı bir üslupla dijital platformlara taşındığı görüldü. Tıp eğitimi ve sağlık hizmeti sunumu; köklü bir usta-çırak ilişkisine, hiyerarşik saygıya ve güçlü bir ekip ruhuna dayanır. Kıdemli sağlık çalışanlarını ötekileştiren, aralarındaki mesleki iletişimi mizah malzemesi yaparak milyonların önüne çıkaran bu tarz içerikler, hastane içerisindeki güven ortamını ve çalışma barışını doğrudan tehdit eden unsurlar barındırıyor.
En Üst Düzeydeki Uyarılara Rağmen “Etkileşim” Israrı
Kamuda mesai saatleri içerisinde ve görev mahallinde gerçekleştirilen bu tür kişisel sosyal medya yayınları, aslında yakın geçmişte devletin zirvesi tarafından da eleştirilmişti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kamu görevlilerinin sadece daha fazla beğeni alma veya gündem olma arzusuyla hareket etmelerinin devletin kurumsal ağırlığıyla örtüşmediğini net bir şekilde ifade etmişti. Mülki idare amirlerine ve kurum yöneticilerine bu konuda denetim çağrısı yapılmasına rağmen, sahada ihlallerin devam etmesi, mevcut yaptırımların caydırıcılığını sorgulatıyor.
Kurumsal İtibar İçin Denetim Mekanizmaları İşletilmeli
Yaşanan bu son olay, üniversite rektörlükleri, il sağlık müdürlükleri ve başhekimliklerin sosyal medya kullanımına yönelik etik çerçeveyi yeniden çizmesi gerektiğini gösteriyor. Görev mahallinde, mesai saatleri içinde çekilen ve sağlık sisteminin ciddiyetini sulandıran bu içeriklere karşı idari incelemelerin ve disiplin mekanizmalarının hızlıca devreye alınması, kamuoyunun temel beklentisi konumunda.
Kapanış
Sağlık kuruluşları; şahsi reklam kampanyalarının yürütüleceği vitrinler veya sosyal medya trendlerinin uygulanacağı stüdyolar değildir. Vatandaşın en savunmasız anında şifa aradığı bu kurumları temsil eden her sağlık çalışanı, giydiği beyaz önlüğün ve icra ettiği kamu görevinin ağırlığını taşımakla yükümlüdür. Tıbbi hizmetlerde güvenin tesisi, ancak mesleki etiğe ve kurumsal ciddiyete sıkı sıkıya bağlı kalmakla mümkündür.


