Aile Hekimliği, Türkiye’nin sağlık sisteminde temel taşlardan biri olarak öne çıkıyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunulduğu bu yapı, koruyucu sağlık hizmetleri ve erken teşhis gibi hayati işlevleri üstleniyor. Ancak son yıllarda dikkat çeken ve giderek büyüyen bir sorun var: Ulaşılamayan hastalar!
Aile hekimleri, kendilerine kayıtlı bireylerin sağlık durumlarını düzenli olarak takip etmekle yükümlü. Ne var ki, farklı nedenlerle bazı hastalara erişim sağlanamıyor. Bu grup çoğunlukla iletişim bilgilerini güncellemeyenler, sağlık hizmetlerinden haberdar olmayanlar, göçmen veya geçici ikamet edenler ile sosyoekonomik açıdan dezavantajlı bireylerden oluşuyor. Ücretsiz sunulan hizmetlerden habersiz olan ya da bu hizmetlere ihtiyaç duymadığını düşünen pek çok vatandaş, sistemin dışında kalabiliyor. Özellikle kronik hastalıkların düzenli takibi konusunda bilinç eksikliği olan kişiler, sağlık hizmetlerine dâhil olmadan yaşamlarını sürdürüyor.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre bazı bölgelerde, aile hekimlerinin hasta kayıtlarının %10-15’ine düzenli olarak ulaşılamıyor. Adres ve telefon numaralarının güncel olmaması, özellikle büyük şehirlerde sık rastlanan bir sorun hâline gelmiş durumda. Sürekli taşınma, numara değişiklikleri ya da yanlış kayıtlar, hekimlerin hastalarıyla irtibatını zorlaştırıyor. Bu da kronik hastalık izlemleri, gebelik takipleri ve aşılama programları gibi kritik hizmetlerin aksamasına yol açıyor. Ulaşılamayan hastalar nedeniyle Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’ne gerekli veri girişi yapılamıyor, bu da sağlık çalışanlarının performans puanlarını ve teşvik ödemelerini olumsuz etkiliyor.
Bir aile hekimine ortalama 2.500-3.500 kişinin kayıtlı olduğu düşünüldüğünde, her hastaya etkin bir şekilde ulaşmak neredeyse imkânsızlaşıyor. Bunun sonucu olarak yalnızca bireysel sağlık değil, toplum sağlığı da risk altına giriyor. Takip edilmeyen kronik hastalar komplikasyonlarla karşılaşabiliyor, hastanelerdeki yoğunluk artıyor. Aşı takibinin sekteye uğraması ise bulaşıcı hastalıkların kontrolünü zorlaştırıyor.
Çözüm ne olabilir?
- E-Nabız ve e-Devlet entegrasyonu güçlendirilerek hasta bilgilerinin güncellenmesi sağlanabilir.
- SMS ve dijital bildirim sistemleri ile hastalara daha kolay ulaşılabilir.
- Sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik eğitim kampanyaları düzenlenebilir.
- Mobil sağlık ekipleri ve gezici hizmetlerle dezavantajlı gruplara daha sık ulaşılabilir.
- Hekim başına düşen hasta sayısının azaltılması ve yardımcı sağlık personelinin artırılması, takibi kolaylaştırabilir.
- Performans kriterleri yeniden düzenlenerek sağlık çalışanları üzerindeki baskı hafifletilebilir.
- Aile Hekimliği Bilgi Sistemi’nin daha pratik hâle getirilmesi ve altyapının güçlendirilmesi, süreci hızlandırabilir.
Sonuç olarak, aile hekimliği sisteminde yaşanan bu görünmez krizin çözülmesi yalnızca sağlık çalışanlarının değil, toplumun genel sağlık düzeyinin de yükselmesini sağlayacaktır. Ayrıca hekimlerin ve sağlık personelinin özlük haklarının iyileştirilmesi, sözleşmeli çalışma koşullarının yeniden düzenlenmesi, iş yükünün azaltılması ve motivasyonlarının artırılması için acilen adımlar atılmalıdır.
Selam ve saygılarımla…
aile hekimleri sağlık bakanlığının şamar oğlanı oldu artık nefes alsak paramızı kesiyorlar